Custom Search

Kur'an'ın Gücü ( Necip Fazıl Kısakürek Hikayesi )

Acemli68.com Yeşilovanın Sesi,Acem,Yeşilova,Aksaray,Aksaray canlı izle/Kur'an'ın Gücü ( Necip Fazıl Kısakürek Hikayesi ) => -Kaç yaşındasın nine? -71… -Demek İstiklal Savaşı’nda 20-21 yaşlarındaydın… -Öyle zahir… -O günden beri çıkmadın mı

Gönderen Konu: Kur'an'ın Gücü ( Necip Fazıl Kısakürek Hikayesi )  (Okunma sayısı 4189 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Yönetici
  • *
    • İleti: 699
    • Nerden: Bursa
  • 59 Mesajı Toplam
    81 Kere Beğenildi
    • Profili Görüntüle



-Kaç yaşındasın nine?
-71…
-Demek İstiklal Savaşı’nda 20-21 yaşlarındaydın…
-Öyle zahir…
-O günden beri çıkmadın mı köyünden?
-Çıkmadım
-50 yıldır çıkmadın ha?
-50 yıldır…
-O gün, bu gün, dünya çok değişti…
-Öyleymiş…
-Bir daha da evlenmedin, öyle mi?
-Öyle…
-Seni, ardı arkası gelmeyen sorularla sıkıyorum değil mi?
-Estağfurullah…
-Ne yapayım, sen anlatmıyorsun ki, dinleyeyim… Niçin anlatmayı sevmiyorsun?
-Sevmem!
-Ne seversin?
-Okumayı…
-Ne okursun?
-Kur’an okurum
-Okuman yazman var mı?
-Yok! Yalnız Kur’an okurum
-Kim öğretti sana Kur’an okumayı?
-Babam…
-Peki, Kur’an okuyan, eski harflerle başka şeyleri okuyamaz mı?
-Ben okuyamam Allah’ın Kelâmı bana kolay gelir Öbürleri çetin kargacık-burgacıklar…
-Baban da kocan gibi zeybek miydi?
-Babam köy imamıydı Hem zeybek diye ayrı bir cins yoktu ki… Burada her mert delikanlı bir zeybekti zamanında…
-Ya şimdi…
-Şimdi herkes bebek…
-Ne oldu, nerede öldü baban?
-Seferberlikte (IDünya Savaşı) Hicaz taraflarına gitti, bir daha dönmedi
-Ne kaldı babandan sana?
-Şu köşede gördüğün yeşil ipek kaplı Kur’an kaldı Bir de söz…
-Nasıl söz?
-“Kur’an’dan ayrılma!”
-Sen o zaman 14-15 yaşlarında bir kızdın…
-Öyleydim…
-Sonra evlendin…
-Beni 19 yaşımda, dayımın oğluna verdiler Evlendim
-Tam da Yunanlıların İzmir’e çıktığı yıl…
-Çok geçmeden Yunanlı bu tarafa geldi, bir taburuyla bizim köye yerleşti
-Anlat, anlat!
-Ne anlatayım? Sen sor, ben söyleyeyim! Zaten her şeyi öğrenmişsin dışardan…
-Evet ama senin ağzından dinlemek istiyorum Halk bir şeyi renkten renge sokar, gerçek diye bir şey kalmaz ortada…
-Doğru! Kimbilir benim için de neler uydurmuşlardır!
-Sen, tek başına, bir tabur Yunan askerini köyden kaçırmışsın!
-Yok canım, o benim kuvvetim değil, Kur’an’ın gücü…
-Kur’an’ın gücü mü?
-Ne sandın ya; koynumda Kur’an olmasaydı, hiç o işi becerebilir miydim ben?
-Kur’an’ın, tüfek gibi, top gibi bir gücü olabilir mi?
-Yüzbin top, O’nun tek harfine denk olamaz!
-Kuzum nine, söyle nasıl oldu?
-Üç aylık kocamı cami avlusunda kurşuna dizdiler
-Sebep?
-Kızlara saldıran bir Yunanlıyı bıçaklayıp öldürdü diye…
-Sonra?
-Kalktım, Yunan kumandanına gittim Sırtıma örtümü çektim, koynuma Kur’anımı aldım gittim
-Eeee?
-Yunan kumandanı, meydan yerindeki eski jandarma karakolunda bir masa başında, çizmeli ayaklarını masanın üzerine uzatmış, oturuyordu Yanında da İzmir’in yerlisi bir Rum… Tercüman…
-Nasıl cesaret edebildin aralarına girmeye?
-Cesaret Kur’an’ın emri… Kumandan “ne istiyorsun?” diye sordu “Kocamın kanını dava ediyorum!” dedim “Kime karşı?” dedi “Sana karşı!” dedim Kahkahayla güldüAyaklarını masadan çekerek doğruldu Alaycı bir yılışıklıkla “ne yapmamızı emir buyuruyorsunuz?” dedi Ellerimle, koynumdaki Kur’an’ı sımsıkı kucaklayarak…
-Ne cevap verdin?
-“Hemen taburunuzu alıp, buradan çıkmanızı istiyorum!” dedim
-Hayret!
-Evet, kumandan hayretinden ne diyeceğini bilemedi “Nedir, o koynundaki sımsıkı kavradığın şey?” diye bağırdı Ben de bağırdım: “Dünyanın en güçlü silahı! Hepinizi tuz-buz etmeye yeter!”
-Müthiş!
-Tam o anda tercüman avaz avaz “bomba!” diye bastı çığlığı…
-Akıl alabilecek gibi değil…
-Daha neler var bu dünyada aklın alabileceği gibi olmayan…
Kur'an'ın Gücü ( Necip Fazıl Kısakürek Hikayesi )

-Devam et!
-Kumandan dehşetle irkildi, yan yana yürümeye başladı; gözleri bende ve koynumdaki gizli silahta, arkasıyla çıktı, meydan yerindeki askerlerine doğru yürüdüTercüman da iki büklüm, ardında…
-Nasıl oldu da üzerine atlayıp, bomba sandıkları şeyi koynundan almadılar?
-Sıkı mı, ya onu yere bırakıp da karakolu havaya uçuracak olursam?
-Sonrası?
-Sonrası, kumandan askerlerine Rumca bir takım emirler verir ve onları toplarken, birdenbire müezzinin gür sesi işitildi Öğle ezanı… Kocamın tabutu da musalla taşında… O anda bir yaylım ateş… Olanları haber alan çeteler, bir tepeciğin üstünden kuru-sıkı ateş ediyor Yunalı askerler kaynaştı Ne yapacaklarını bilemedilerBen, tam o an, kollarım sımsıkı koynumdaki silahı kavramış, kapıdan çıktım, medyam yerinde göründüm Kumandan haykırdı Rumca bir kumanda… Yunanlılar köy dışına doğru kaçmaya başladılar Gidiş o gidiş…
-Demek Kur’an silahtan üstün geldi İstiklal Savaşı’nda…
-O savaşı Kur’an’ın gücü kazandı!
(Mart 1971)


Necip Fazıl KISAKÜREK
Linkback: http://www.acemli68.com/forum/ynt-kuranin-gucu-necip-fazil-kisakurek-hikayesi-t3284.0.html;msg16436


Benzer Konular
Nokta Necip cömertoğlu ile acemli68.com farkıyla kısabir söylesi
Nokta Borsanın kuruluş hikayesi
Nokta cömert oğlu necip ev yeri satarsa böğle ilan verir

Konuyu Paylaş:
  digg  facebook  twitter  google  google
İNSANLAR GEÇMİŞİN HASRETÇİSİ
GELECEĞİN ÜMİTÇİSİ
İÇİNDE BULUNDUĞU ANIN ŞİKAYETÇİSİDİR.....

  • Onursal Üye
  • *
    • İleti: 544
    • Nerden: MERSİN
  • 76 Mesajı Toplam
    151 Kere Beğenildi
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kur'an'ın Gücü ( Necip Fazıl Kısakürek Hikayesi )
« Yanıtla #1 : 28 Kasım 2011, 22:45:08 »
 Sevğili kardeşim Fehmi bey bu güzel paylaşımın için teşekkürler. Allah bizi yüce kitabımız Kur'an'dan ayırmasın.


  • Onursal Üye
  • *
    • İleti: 208
    • Nerden: ANKARA
  • 20 Mesajı Toplam
    29 Kere Beğenildi
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kur'an'ın Gücü ( Necip Fazıl Kısakürek Hikayesi )
« Yanıtla #2 : 29 Kasım 2011, 00:41:29 »
    Saygıdeğer site yöneticimiz Fehmi Bey;Türk edebiyat tarihine,imanı ve kişiliği ile damga vuran bu büyük mütefekkiri gündeme getirmenizden dolayı teşekkür ederek;saygıdeğer hemşehrilerimi sıkmadan,müsaadeleri ile kısaca hayatı ve çok sevdiğim "Sakarya" isimli muhteşem şiiri ile,konumuza renk katalım istedim..
    NECİP FAZIL KISAKÜREK(1904 - 1983)
26 Mayis 1904'te,Istanbul'da dogdu.İlk ve orta öğrenimini Heybeliada’daki Bahriye Mektebin'de (Askeri Deniz Lisesi) tamamladı.Lisedeki hocaları arasında dönemin pek çok ünlüleri vardı;Yahya Kemal, Ahmet Hamdi(Akseki), İbrahim Aşki gibi...İstanbul Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdikten (1924) sonra gönderildiği Fransa'da Sorbonne Üniversitesi Felsefe Bölümünde okudu.Türkiye dönüşü,İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi, Ankara Devlet Konservatuarı, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde hocalık yaptı (1939-43)...Necip Fazıl için 1934 yılı gerçekten de hayatının yeni bir dönemine başlangıç olur. Bohem(Yarınını düşünmeden günü gününe tasasız, derbeder bir yaşayışı olan edebiyat ve sanat çevresinden kimse)hayatının en koyu rengiyle yaşadığı günlerde,Beyoğlu Ağa Camii'nde vaaz vermekte olan Abdülhakim Arvasi ile tanışır ve bir daha ondan kopamaz.İşte bu dönüm noktasıdır,N.Fazıl'ın gizli kalmış yönü ön plana çıkmaya başlar...Doğduğu gün 25 Mayıs 1983 yılında İstanbul'da vefat etti.
Sakarya Şiiri:

İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım, akar ya;
Bir yanda akan, benim, öbür yanda, Sakarya.

Su, iner yokuşlardan, hep, basamak, basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda, susamak.

Her şey, akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir.

Akışta, denetlenmiş, büyük-küçük, kâinat;
Şu, çıkan buluta bak, bu, inen suya, inat!

Fakat, fakat Sakarya, başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan, bir yük binmiş, köpükten, gövdesine;

Çatlıyor, yırtınıyor, yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya, vurulmaz perçin?

Rabb’im, Rabb’im isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına, Sakarya'nın, Türk, tarihi, vurulur.

Eyvah eyvah, Sakarya’m, sana mı düştü bu yük?
Bu dava, hor, bu dava öksüz, bu dava, büyük! ..

Ne, ağır imtihandır, başındaki Sakarya!
Bin bir başlı kartalı, nasıl, nasıl taşır kanarya?

İnsandır, sanıyordum, mukaddes yüke, hamal;
Hamallık ki, sonunda, ne, rütbe var, ne de mal.

Yalnız, acı bir lokma, zehirle pişmiş, aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan;


Şimdi dövün, dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an;
Kehkeşanlara kaçmış, eski, güneşleri an!

Hani, Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına, çil çil kubbeler, serpen ordu?

Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün, ne gün döner, yurduna?

Mermerlerin nabzında, hâlâ, çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr, o sedayı: Allah, bir!

Bütün bunlar sendedir, bu, girift, bilmeceler;
Sakarya, kandillere, katran döktü geceler.

Vicdan azabına es, kayna, kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz, vatanında, parya!

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.

Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

Kafdağı’nı assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu, ifritten sualin, kılını, çekmez akıl!

Sakarya, saf çocuğu, masum Anadolu'nun,
Divanesi, ikimiz kaldık, Allah, yolunun!

Sen ve ben, gözyaşıyla ıslanmış, hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan, ve, çamurdanız!

Akrebin kıskacında, yoğurmuş bizi, kader;
Aldırma, aldırma, böyle gelmiş bu dünya, böyle, gider!

Bana, kefendir yatak, sana, tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, son, son, Peygamber, kılavuz!

Yol, onun, varlık, onun, gerisi, hep, angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya! ..

 
« Son Düzenleme: 09 Aralık 2011, 14:08:52 Gönderen: Özcan GÖKTAN »


  • Onursal Üye
  • *
    • İleti: 419
    • Nerden: zonguldak
  • 23 Mesajı Toplam
    35 Kere Beğenildi
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kur'an'ın Gücü ( Necip Fazıl Kısakürek Hikayesi )
« Yanıtla #3 : 29 Kasım 2011, 22:51:25 »
Teşekkürler kardeşler ne güzel bilğileri paylaşmanız.Sitemize ve gelecek nesillere örnek bir davranış serğilemeniz.Menmuniyet vericidir.Gerçekten usanmadan ve sıkılmadan yazıları yazmanızdan dolayı sizleri kutlar gözlerinizden öperim.Yalnız sıkılmadan başka bir manaya gelmesin.


  • Onursal Üye
  • *
    • İleti: 208
    • Nerden: ANKARA
  • 20 Mesajı Toplam
    29 Kere Beğenildi
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kur'an'ın Gücü ( Necip Fazıl Kısakürek Hikayesi )
« Yanıtla #4 : 29 Kasım 2011, 23:13:38 »
     Ağbi asla yanlış anlaşılmaz,temennileriniz için teşekkür ederek,saygılar sunarım.
« Son Düzenleme: 03 Aralık 2011, 21:16:23 Gönderen: Özcan GÖKTAN »


  • Yönetici
  • *
    • İleti: 699
    • Nerden: Bursa
  • 59 Mesajı Toplam
    81 Kere Beğenildi
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kur'an'ın Gücü ( Necip Fazıl Kısakürek Hikayesi )
« Yanıtla #5 : 30 Kasım 2011, 00:02:51 »

Özcan abi Konuya Üstadın O güzelim şiiri ile renk katmışınız
Değerli Mehmet Başkomserimede  güzel yorumundan  dolayı teşekkürler. 

İNSANLAR GEÇMİŞİN HASRETÇİSİ
GELECEĞİN ÜMİTÇİSİ
İÇİNDE BULUNDUĞU ANIN ŞİKAYETÇİSİDİR.....

  • Süper Moderatör
  • *
    • İleti: 384
    • Nerden: Balıkesir
  • 22 Mesajı Toplam
    33 Kere Beğenildi
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kur'an'ın Gücü ( Necip Fazıl Kısakürek Hikayesi )
« Yanıtla #6 : 30 Kasım 2011, 19:39:29 »

        Değerli Yöneticim yaşlı ninemizin anektodu, çok etkileyici ve bir o kadar da anlamlı...paylaşımınız için teşekkürler.


  • Yönetici
  • *
    • İleti: 699
    • Nerden: Bursa
  • 59 Mesajı Toplam
    81 Kere Beğenildi
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kur'an'ın Gücü ( Necip Fazıl Kısakürek Hikayesi )
« Yanıtla #7 : 02 Aralık 2011, 01:16:56 »

Ben teşekkür ederim, Sayın Ogün Binbaşım.

İNSANLAR GEÇMİŞİN HASRETÇİSİ
GELECEĞİN ÜMİTÇİSİ
İÇİNDE BULUNDUĞU ANIN ŞİKAYETÇİSİDİR.....

  • Onursal Üye
  • *
    • İleti: 383
    • Nerden: ankara
  • 62 Mesajı Toplam
    130 Kere Beğenildi
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kur'an'ın Gücü ( Necip Fazıl Kısakürek Hikayesi )
« Yanıtla #8 : 02 Aralık 2011, 11:46:34 »
sevgili fehmi ve özcan kardeşim çok güzel  bak böyle yazılar bizleri bilgi sahibi yapıyor her ikinizide kutluyorum selamlar.


  • *
    • İleti: 104
    • Nerden: aksaray
  • 4 Mesajı Toplam
    4 Kere Beğenildi
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kur'an'ın Gücü ( Necip Fazıl Kısakürek Hikayesi )
« Yanıtla #9 : 02 Aralık 2011, 16:48:26 »
fehmi gardas cok güzel bir paylasim olmus eline saylik özcan gardesimin siiride tam yerini bulmus hani derlerya tasi gedine koydu diye güzel yakismis bizlerinde sakaya gibi ayyakalkip cosmamiz yüce kitabimiz kurana sikica sarilmamizlazim. ALLAH IMANDAN KURANDAN KIMSEYI MAHRUM ETMESIN...amin


  • Onursal Üye
  • *
    • İleti: 1844
    • Nerden: Almanya
  • 78 Mesajı Toplam
    112 Kere Beğenildi
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kur'an'ın Gücü ( Necip Fazıl Kısakürek Hikayesi )
« Yanıtla #10 : 02 Aralık 2011, 23:17:17 »
                              ÇOK BÜYÜK ÜSTADIMIZ NECİP FAZIL KISA KÜREK
                    ----------------------------------------------------------------------------------------------
                     Asil soylu osman ogulları ailesine mensupdur  bütün ailesi bürokrat oldugu için  
                     bir çok okulda okuma imkanını elde etmiş o yıların en ulvi  hocalarından ders almışdır
                     1904 istanbul büyük konakda dogmuş
                     1983 yılında vefat etmiş ve kendinin en meşhur sözü
                     ne oldumsa mektebde oldum  1921 yılında edebiyet ve felsefe ilk hedefidir ve öylede devam etmiş
                     fars,ca anlamlı cümle kullanması ailesinin büyük bölümü orada olmasındadır ve orada yaşamışdır
                     **********************************************************************************
                     BEKLEYEN
                     Ölürsün kapanır yollar geriye
                     ben mezarla sırdaş olur beklerim
                     varılmaz hayale işaret diye
                     topragında bir taş ölü beklerim
    
                     ne hasda bekler sabahı
                     ne taze ölüyü mezar
                     ne de şeytan bir günahı
                     seni bekledigim kadar

                     geçdi istemem gelmeni
                     yoklugunda buldum seni
                     barakma vehim( yanlız kalmakadan korkan) gölgeni
                     gelme artık neye yarar gelme
                    
                     istersen dünyayı çagır imdada
                     ben peşine düşmüş bir canavarım ******(seni illaki avlarım)-necip fazıl kısa kürek,
                     ----
                     bunu yazan edebiyat ve felsefe okumuşdur bilgili bir soydanda geliyor
                     ve kendi içinde evrim dışarıda devrim yapmış yazmış yazmış yazmış yanlız anlayanlara
                     kimler anlar yine okullu olanlar orada aklını hamur gibi yoguranlar tabiki
                     düşünce gücünü kafesin içindeki kuşa anlatırsan tabiki çok güler mi bilmem kızacagı kesin
                     bu nasıl sevgi sen beni seviyorsun ama beni kafese koymuşun mapus veya hapis ederek
                     o kafesi kırmadıgımız müddetçe hayat devam eder hiç bir şey degişmeden
                     şair yazmış yıllar önce hayata veda edeli tam 20 yıl olmuş
                     şimdi biz onu nasılda severek okuyoruz çünkü o bilen  gerçekci
                     *******************
                     hepinize saygılarımı sunarım iyiki varsınız şairlerimiz ve sizler bizler birlikde iletişim kurabilenler olarak
                     aklımızı kullanıp istedigimizi almalıyız onun için çooook yazmamız lazım çooooook ismail bellikli selamlar,
                    
« Son Düzenleme: 03 Aralık 2011, 10:59:57 Gönderen: ISMAIL BELLIKLI »


  • Onursal Üye
  • *
    • İleti: 1844
    • Nerden: Almanya
  • 78 Mesajı Toplam
    112 Kere Beğenildi
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kur'an'ın Gücü ( Necip Fazıl Kısakürek Hikayesi )
« Yanıtla #11 : 05 Aralık 2011, 21:50:13 »
                         "İNSAN "olmak bazen dünyayı kurtara,bilecegimizi düşünürüz elimizden çok şey gelmez"
                      ------------------------------------------------------------------------------------------------------------            
                      onun meslegi usta taş yontmakdı  bir elinde çekiç bir elinde taş keskisi taşlara şekil vererek çalışırdı
                      bu işi yapmak çok agırdı az para kazanıyordu ve hayatından hiç memnun degildi
                      hayal etdi bir an ben zengin olsam neler yaparım neler
                      gökden bir melek indi
                      ona sen çok zengin olacaksın dedi
                      taşcı ustası hemen zengin oluverdi
                      bütün ailesi güzel elbiseler giyiyordu yaptırdıgı konagı herkes kıpde ederek seyrederdi süslerini
                      balkonunda oturması bile başkaydı hizmetçilerin ellerinde kahve cezvesi ile hizmetleri  bir güzeldi  
                      artık her şeyi vardı bir iş yapmak zorundada degildi bir eli balda diger eli yagda rahatlıgı yaniiiiiii
                      ----------
                      kırala kadar duyulur bu taşcının mücize zenginligi
                      kral onu saraya davet eder taşcı sarayın güzelligine hayran olur ne yapsa acaba
                      duyduki kral ondan zengindi buna çok üzüldü taşcı ustası                                  
                      bende kral olmak istiyorum dedi
                      gökden bir melek geldi taş ustasını kral yapdı
                      bütün gün hiç çalışmıyordu sırtı kaşınsa hizmetçiyi çagırıyordu kaşı beni bakiiiiim
                      --------
                      bir gün erkenden kalkmışdı güneşin doguşunu seyretdi renk renk ışınlar sıcaklıgını hissetdi
                      öglene dogru ortalık iyice ısınmışdı yer yüzü yanıyordu sanki taçcı kral yine kızdı gürledi
                      nasıl güçlü olurki benden beni yakmaya başladı kurudu her yerim yanıyorum sanki
                      demekki güneş benden güçlü güneş olmak istiyorum güneş
                      gökden yine melek indi güneş oldu her tarafa ışın saçıyordu dünyada her şey yanıyordu
                      tam o sırada bir bulut geldi araya
                      dünya ile onun arasına girdi güneşin ışnları artık dünyaya ulaşmıyordu
                      güneş yine kızdı yani taş ustası
                      bulutlara bir şey yapamıyorum o halde bulut olmak istiyorum
                      melek hemen onu bulut yapdı
                      bulut yagmura dönüşdü  yagmur topraga oradan nehirlere su çogaldıkça çogaldı
                      nehirler taşdı tarlaları evleri seller basdı bütün canlılar insanlar hayvanlar perişan oldu
                      ---------------
                      bulut çooook öfkelendi bu kadar su nasıl olurda taşlara bir şey yapamaz
                      taş ve kayalar sulardan daha güçlüydü yerinden bir tanesi bile hareket etmiyordu
                      bulut buna çok sinirlendi bagırdı çagırdı taş olmak istiyorum taş dedi
                      gökden bir melek geldi onu hemen taş yapdı şimdi hepisinden de güçlüydü taşdı çünkü
                      ---------------
                      aradan biraz zaman geçdi aman oda ne bir genç elinde bir çekiç bir keski başladı çalışmaya
                      taşları yontuyordu parçalara ayırarak şekil veriyordu nasıl isterse formatına göre
                      taş çok şaşırmışdı bu genç görüyormusunuz beni yontuyor ve benden güçlü bir şey yapamıyorum
                      ben okadar güçlü olmak istedikçe her zaman benden bir güçlü olan karşıma çıkıyor
                      taş sordu genç adama sen kimsin benmi insanım dedi
                      devam etdi benim dedem taş ustası imiş nerdeyse yok olup gitmiş bir daha dönmemiş
                      ben onun torunuyum ve meslegim taş yontmak
                      genç taşdan parçalar koparmaya devam ediyordu bir bir nerden bilsin dedesinin taş olarak döndügünü
                      hemen anladı gencin dedesi kendisinin oldugunu taş ın her kuvvet denemesi bir fayda vermemişdi
                      ----------
                      nasıl haykırdı pişmanlık duyarak işde dedi o deden benim ben taş olan ben taş ustası ben
                      şimdi senin elindeki yonntdugun taş deden ben
                      çok üzülerek rab,bim beni af et dedi nasılda yanılmışım insan olmak ne güzelmiş af et beni suçlu benim
                      gökden melek indi taş insana dönüşdü
                      demek insan olmak istiyorsun melek onun diledigini yerine getirdi ve insan oldu
                      evet dedi dedesi çok sevgili torunum beni bekliyordun heeemi bak işde geldim taş ustası bekledigin deden ben
                      bana allahın verdigi insanlıga kanaat etmedim başıma gelmedik kalmadı   işde böyle
                      şimdi dede torun daha kuvvetliler taşları kayaları yerinden koparıyorlar yontuyorlar birlik olunca
                      işleri elbetde agır yaşamayı sevdikçe güçleniyorlar önemli olan inançları imanlı olmak güç kaynagıdır yıkılmaz
                      haz , mevlananın meşhur sözü ne olursan ol yeterki insan ol yani sözüne sahip ol demiş
                      bu insana dair bir sentez fantazidir düşününce hayalinde zoru kolayı var ismail bellikli saygılar efendim
« Son Düzenleme: 05 Aralık 2011, 22:51:01 Gönderen: ISMAIL BELLIKLI »


Acemli68.com Yeşilovanın Sesi,Acem,Yeşilova,Aksaray,Aksaray canlı izle

Ynt: Kur'an'ın Gücü ( Necip Fazıl Kısakürek Hikayesi )
« Yanıtla #11 : 05 Aralık 2011, 21:50:13 »
Aksaray yeşilova kasabası , Acemhöyük , Aksaray canlı izle ,yeşilova,aksaray,aksaray haberleri,aksaray valilik haberleri




Seo4Smf Tagleri:
 

GoogleTagged